5 Ekim 2010 Salı

Sabah Siniri...

Sabahları uyanmak kendimi bildim bileli hep sorun olmuştur benim için. Kim sıcacık yatağını sabahın altısında terk etmek ister ki zaten. Eskiden durumum daha vahimdi. Şimdi en azından yataktan kalktıktan 5 dakika sonra uyanabiliyorum.

Uyanma şeklim de gün içindeki psikolojimin devamlılığı niteliğinde oluyor.

Üniversitedeyken sınıf arkadaşım Bülent 5 dakikalık yürüme mesafesindeki okul için 2 saat önceden odama gelir, söve söve beni uyandırmaya çalılırdı. Bütün gün asık suratla gezerdim ki zaten benim afyon da ilk dersin ortalarında patlardı.

Neyse efenim konuyu şuraya getirmeye çalışıyorum. Bikaç ay önce cep telefonumdaki alarmın melodisini daha yüksek sesli olan bir zil sesi ile değiştirmek gibi bir hata yaptım. "Bozuk Nokia" adı verilen ses benim her sabah telefon ile kavga etmeme sebep oluyor. O kadar gürültülü ve sinir bozucu şey ki, kedim "Oğluş" bile çaldığı zaman yataktan kaçıyor. Eskiden alarm çalınca oyun saati geldi zannederek bana saldırırdı, şimdi banyonun en uzak köşesine çalıyor. Herşeye rağmen işini iyi yaptığı için hala kullanıyorum. Yataktan fırlatma ve geçici sinir harbi gibi yan etkileri olsa da en azından işime artık bir saat erken gelebiliyorum.

Buraya ekleyecetim ancak blogspot malesef ki mp3 kabul etmiyor. Gün içerisinde linkleyebileceğim bir yer bulabilirsem aşşağıya eklerim.

Kaptanın seyir defterine ek: İlk blu-ray filmlerim: The Mummy ve Superbad.

0 yorum: